Baştan söylemeliyim ki bu yazı "Kutsal Geyiğin Ölümü" filmine ait spoiler içermektedir. Bu nedenle filmle ilgili bilgileri izlemeden önce edinmek isteymeyenler lütfen filmi inceledikten sonra yazıyı okusunlar.
İntikam duygusu, kişinin yaşadığı olaylara göre farklı tepkiler vermesine neden olur. Sizi biri darp ettiyse siz de o kişiyi darp edersiniz. Bunun karşılığında siz o kişiyi öldürürseniz adalet ortadan kalkar. Hammurabi kanunlarından, kutsal kitaplara kadar kısasa kısas denilen kanun kabaca budur.
The Lobster filminden tanıdığımız yönetmen Yorgos Lanthimos, 2017 yapımlı Kutsal Geyiğin Ölümü filmine de temelde intikam duygusunu yerleştiriyor. Fakat duygu öyle bir yere koyulmuş ki adaleti isteyen, kısasa kısas isteyen kişi antagonist karakter olarak senaryoda yerini almış.
Filmin, başlarında cinselliğin kutsallığını bozmaya yönelik olan davranışları, seyirciyi cinsel bakışa yönlendirmektedir. Fakat bir yandan da Martin'in neden kardiyolog Steven ile bu kadar yakın olduğunu sorgulamaktadır seyirci. Steven'ın Martin ile yakın olmasının sebepleri annesi ile yaşadığı ilişkidir. Fakat bu ilişki sadece kaçamak bir ilişki olarak kalmış ve Steven'a göre öyle kalmalıdır. Çünkü Steven ameliyat sırasında Martin'in babasının ölümüne neden olmuştur. Bilinçli ve filmi çözümleyen seyircinin yapması gereken şudur: Martin olsaydım ne yapmalıydım ? Eminim buna verilecek onlarca belki yüzlerce farklı cevap ve kombinasyonlar vardır. Fakat Martin'in yaptığı tercih babasını öldüren Steven'ın aile bireylerinden birini öldürmesi isteği oluyor.
Çocuklarının felç olması Martin'in intikam duygusunun somutlaşmış halidir. Artık Martin'in kısasa kısas düşüncesi Steven'ın ailesi için tehdit haline gelmiştir. Martin'in Steven'ı tehdit etmesiyle Steven Martin'i hastaneden kovar. Fakat bu Steven'ın alacağı en ufak tedbirdir. Durum daha tehlikeli bir hal alınca Steven bu sefer Martin'i bodrumuna kapatıp öldürmekle tehdit edecektir. Ama Martin eli kolu bağlıyken de -ki daha önce de çocuklara herhangi bir zehirleyici ilaç vs. vermemiştir- çocukların hastalıklarını ilerletebilmektedir. Filmin en önemli noktalarından biri burasıdır. Sosyal medyada, ekşisözlük'te filmden anlamadığını, senaryosunun berbat olduğunu yazanların kaçırdığı nokta da burasıdır. Çocukları uzaktan uzağa yöneten nasıl Martin olabilir? 16 yaşındaki bir çocuk bunu nasıl gerçekleştirebilir ? Bu sorunun cevabı gerçek ve adalettir. Çocukların üzerindeki hastalığın sebebi adalettir. Kısasa kısas kanunundaki adalet tabi ki tartışmalıdır. Fakat yönetmen yarattığı yapay dünyada böyle bir adalet sistemi kurmuş -ki bu adalet sistemi yüzyıllar boyunca geçerli olmuştur- ve Steven'a kısasa kısas cezasını uygun görerek çocuklarından birini öldürmesini istemiştir. Çocukların da Martin'in de kendi aralarında telsiz varmış gibi haberleşebilmelerinin sebebi de bu gerçeklik ve adalet duygusunun onlara seslenebilmesidir.
Filmin Steven zaten ölmek üzere olan erkek çocuğunu öldürür -bunu kendi etrafında dönerek yapar çünkü artık yeni bir adalet savaşına yol açmak istemez- ve mutlak adalete teslim olur. Son sahnede ailenin Martin'in bulunduğu yerden ona bakışlarından teslimiyet duygusu açık bir şekilde anlaşılmaktadır.
İntikam duygusu, kişinin yaşadığı olaylara göre farklı tepkiler vermesine neden olur. Sizi biri darp ettiyse siz de o kişiyi darp edersiniz. Bunun karşılığında siz o kişiyi öldürürseniz adalet ortadan kalkar. Hammurabi kanunlarından, kutsal kitaplara kadar kısasa kısas denilen kanun kabaca budur.
The Lobster filminden tanıdığımız yönetmen Yorgos Lanthimos, 2017 yapımlı Kutsal Geyiğin Ölümü filmine de temelde intikam duygusunu yerleştiriyor. Fakat duygu öyle bir yere koyulmuş ki adaleti isteyen, kısasa kısas isteyen kişi antagonist karakter olarak senaryoda yerini almış.
Filmin, başlarında cinselliğin kutsallığını bozmaya yönelik olan davranışları, seyirciyi cinsel bakışa yönlendirmektedir. Fakat bir yandan da Martin'in neden kardiyolog Steven ile bu kadar yakın olduğunu sorgulamaktadır seyirci. Steven'ın Martin ile yakın olmasının sebepleri annesi ile yaşadığı ilişkidir. Fakat bu ilişki sadece kaçamak bir ilişki olarak kalmış ve Steven'a göre öyle kalmalıdır. Çünkü Steven ameliyat sırasında Martin'in babasının ölümüne neden olmuştur. Bilinçli ve filmi çözümleyen seyircinin yapması gereken şudur: Martin olsaydım ne yapmalıydım ? Eminim buna verilecek onlarca belki yüzlerce farklı cevap ve kombinasyonlar vardır. Fakat Martin'in yaptığı tercih babasını öldüren Steven'ın aile bireylerinden birini öldürmesi isteği oluyor.
Çocuklarının felç olması Martin'in intikam duygusunun somutlaşmış halidir. Artık Martin'in kısasa kısas düşüncesi Steven'ın ailesi için tehdit haline gelmiştir. Martin'in Steven'ı tehdit etmesiyle Steven Martin'i hastaneden kovar. Fakat bu Steven'ın alacağı en ufak tedbirdir. Durum daha tehlikeli bir hal alınca Steven bu sefer Martin'i bodrumuna kapatıp öldürmekle tehdit edecektir. Ama Martin eli kolu bağlıyken de -ki daha önce de çocuklara herhangi bir zehirleyici ilaç vs. vermemiştir- çocukların hastalıklarını ilerletebilmektedir. Filmin en önemli noktalarından biri burasıdır. Sosyal medyada, ekşisözlük'te filmden anlamadığını, senaryosunun berbat olduğunu yazanların kaçırdığı nokta da burasıdır. Çocukları uzaktan uzağa yöneten nasıl Martin olabilir? 16 yaşındaki bir çocuk bunu nasıl gerçekleştirebilir ? Bu sorunun cevabı gerçek ve adalettir. Çocukların üzerindeki hastalığın sebebi adalettir. Kısasa kısas kanunundaki adalet tabi ki tartışmalıdır. Fakat yönetmen yarattığı yapay dünyada böyle bir adalet sistemi kurmuş -ki bu adalet sistemi yüzyıllar boyunca geçerli olmuştur- ve Steven'a kısasa kısas cezasını uygun görerek çocuklarından birini öldürmesini istemiştir. Çocukların da Martin'in de kendi aralarında telsiz varmış gibi haberleşebilmelerinin sebebi de bu gerçeklik ve adalet duygusunun onlara seslenebilmesidir.
Filmin Steven zaten ölmek üzere olan erkek çocuğunu öldürür -bunu kendi etrafında dönerek yapar çünkü artık yeni bir adalet savaşına yol açmak istemez- ve mutlak adalete teslim olur. Son sahnede ailenin Martin'in bulunduğu yerden ona bakışlarından teslimiyet duygusu açık bir şekilde anlaşılmaktadır.