15 Mart 2017 Çarşamba

"Reis" Filmine Giden Masum Seyircinin Yazısı

Okuduğumuz bölümden dolayı "Reis" filmine gitmeye karar vermiştik. Bu durum bir iki hafta ertelendi ama nihayet bir süre sonra üşengeçliğimizi atlatıp filme gitmek adına bilet almaya karar verdik. Sevgilim, bir kız arkadaşım ve ben biletlerimizi aldık ve filmin saatini beklemeye koyulduk. Salonun bulunduğu alışveriş merkezinde (sinemanın bulunduğu katta) yoğunluk vardı. Recep İvedik 5 filminin de aynı zamanda gösterimde olduğunu düşündüğümüzde bu yoğunluğun normal olduğu söylenebilir. Biletlerimizi okutarak, bekleme salonuna geçtik. Fuaye tarzı bir yer, sürekli (6-7 aydır) sinemaya geldiğim yer. Ama şu Recep İvedik 5'in vizyonda olmasıyla ilk defa bu kadar yoğun olduğunu gördüm. Bir süre bekledikten sonra filmin salonuna doğru ilerledik. Elimde kağıt kalem salona giriş yaptım. Daha önce festivallerde bu tarz film izlemişliğim vardı fakat vizyon filmlerinde ilk defa böyle bir yöntem izledim. Işıklar kapanınca kötü olan yazım karınca duasına döndü orası ayrı mevzu. İlk notlarım salondaki seyircinin yapısı üzerine oldu. Salonda yaklaşık 25 kişi vardı. Eskişehir gibi bir ilde beklediğimden fazla seyirci filmi tercih etmişti. 2-3 kadın haricinde salondaki herkes başörtülüydü. Sevgilim ve kız arkadaşımın yanında oturan 40-45 yaşlarındaki çift kendi aralarında konuşurlarken, adam bizim filmi izlemeye değil filmle dalga geçmeye geldiğimizi söyledi, kadın ise ön yargılı olmaması gerektiğini söyledi ona. Filme gelirken bu tarz konuşmaları duymak istediğimden dolayı aslında mutlu olmuştum. Böylece seyirci hakkında daha fazla ve kesin bilgiler elde edebilecektim. Mutlu olmamın sebebi sadece bu değil kadının adama ön yargılı olmamasını istemesiydi. Film boyunca sessiz kalarak, adamın ön yargılı olduğunu göstermiş olduk. Filme geçecek olursam, film başlamadan dünya görüşümü kapımın önüne bıraktım-bırakmaya çalıştım- ve öyle izlemeye koyuldum. Nitekim tamamen objektif bir yazı yazan yazar yoktur, bunu böyle bilirim. Bundan dolayı elimden geldiğinde objektif notlar almaya çalıştım. Filmde Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul İmam Hatip Lisesi'ni kazandığı dönemlerle Refah Partisi'yle İstanbul Belediye Başkanlığı kazandığı dönemler arasında sürekli geçiş yapıyor zaman. Filmin büyük bir bölümünde müzik kullanılmış. Bu bazen öyle abartılmış ki film kimi zaman klip havasına girmiş. Oyunculuklar kötü ve yapmacık. İsmail Hakkı dışında diğer oyuncuların vasatın altında oyunculuk söylediklerini söylemek yanlış olmaz.Öyle ki zaman zaman oyuncuların yapmacık halleri ve konuşmalar seyircinin yabancılaşmasına sebep oluyor.  Böyle bir filmde yabancılaşmanın olmaması gerektiği aşikâr. Elde edilen tarihi bilgilere, kurgusal öğeler eklenerek oluşturulduğunu gözlemlediğim senaryo, kimi zaman aksamalara sebep oluyor. Şu telefonla arayıp tehdit etmeleri, telefonda tehdit ederken o bilindik sesi ben eski dizilerde mafya sahnelerinde bıraktık sanıyordum. Sinemada-izlediğim filmler kadarıyla- en son böyle saçma tehdit ve mafya sahnelerini Sümela'nın Şifresi serisinde izlemiştim. Bence farklı yöntemler denemekte yarar var. Diğer taraftan Tayyip'in babasından aldığı parayı ona karşı kötü davranan çocuğun eğitimi için vermesi, biraz zorlama olmuş. Seyirci olarak görmeyi en çok istediğim olaylar 17 Aralık ve 15 Temmuz süreçleriydi. Bu olaylar filmde yer almıyor.  Genel olarak filme bakıldığında yönetmen Hüdaverdi Yavuz'un iyi bir iş çıkardığını söylemek zor. Daha derli toplu, mesajını melodramdan uzak bir şekilde seyirciye ileten bir film yapılabilir miydi? Belki de. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder